EĞİTİM VE BİLİMİN IŞIĞINDA...

EĞİTİM VE BİLİMİN IŞIĞINDA...

20 Eylül 2021 tarihinde Eğitim ve Bilimin gücüne inanan ve bu gücün ışığında; ülkemizdeki siyasallaşmış, ideolojik esarete hapsolmuş sendikal anlayışı evrensel sendikacılık düzeyine çıkarmak için 13 inanmış eğitim neferiyle başlattığımız sendikal hareket bugün 65 il, 300 ilçe teşkilatı, 10.000’i aşkın üye eğitim çalışanıyla tüm ülke sathına yayılmış ve haklı mücadelesine kaynaklık eden GÜR SESİYLE tüm eğitim çalışanları için hak arayışının bağımsız sendikacılığın sembolü olmuştur.

Eğitim Gücü Sendikası kurulduğu ilk günden başlayarak eğitimin kangren olmuş birçok sorununa dikkat çekmiş, resmî taleplerle çözüm önerileri sunarak girişimler başlatmış, liyakatsiz yöneticilerin elinde bağlı olunan mevzuatlarla örtüşmeyen birçok hukuksuz uygulamaya karşı üyelerini korumak için yasal dayanaklı eylem kararları alarak liyakatsiz yöneticilerin keyfi uygulamalarına karşı üyelerini asli vazifeleri dışında angarya görevlere karşı koruyarak sendikacılığın nasıl yapılması gerektiğini tüm eğitim kamuoyuna göstermiştir. Bu yönüyle niceliklerinin arkasına sığınan sözüm ona etkili, yetkili sendikalara asli vazifelerini hatırlatan bir yol açmıştır. Ancak kuruluş amaçlarını unutan, niceliklerinin sağladığı maddi imkânlarla kendilerine fildişi kuleler inşa eden, tabanından kopmuş, hizmet etmek için kurulduğu üyeleri için ulaşılmaz olmuş, kendi koltuklarını korumak için emri altına girdikleri güçlerin maşası konumuna gelmiş sendikamsı yapıların konfor alanını kaybetmekten korkan yöneticileri ayak oyunlarıyla eğitim camiasının bu silkelenme hareketini durdurmak adına evrensel değerleri, anayasayı, kanunları, serbest örgütlenme hakkını hiçe sayan uygulama talepleriyle durdurabileceklerini zannettiler! Bunun ilk örneğini Aralık 2021 de %1’lik bir denemeyle başlattılar ancak bu hukuksuz talepleri ilgili yargı makamlarından döndü.

Akabinde oturup kendilerine bakmak, mücadelelerine odaklanmak, mevcut ekonomik şartlarda üyelerinin içinde bulundukları geçim sıkıntısına çözüm üretmek, eğitim çalışanlarının kendilerine verdiği yetkiyle yine eğitim çalışanlarının ekonomik ve özlük haklarını arama mücadelesine odaklanmak yerine, etkisizliklerini ortaya çıkaran yeni sendikal hareketlere ilgiyi, rağbeti ve geçişleri durdurmak için Alicengiz oyunları tertiplemeye devam ettiler!

Biat ettikleri siyasal ve ideolojik güç odakları üzerinden “medet ya emir verenim” acziyetiyle bu sefer %2’lik bir temsil garabeti dayatmasıyla örgütlenme özgürlüğüne engel olmaya çalışıyorlar. Bunu da hayasızca üye gruplarında paylaşarak yıllardır itibarını beş paralık ettikleri eğitim çalışanlarını üç kuruşla bünyelerinde tutabileceklerini düşünüyorlar!

Yıllardır buçuklu sözde zamlarla eğitim çalışanlarını bugün açlık sınırında bir gelire mahkûm eden, eğitim çalışanlarını her türlü koruyacak, güvence altına alacak beklentilerin çok uzağında kalan bir kanuna (ÖMK) alkış tutarak, teşekkürler ederek, methiyeler düzen kifayetsiz muhterisler eğitim çalışanlarını üç kuruş sendikal ikramiyeye tamah ettirerek çıktığımız bu ilkeli, iradeli yolculukta bizlere olan rağbeti engelleyecekleri gibi sığ bir düşünceye kapılmışlarsa mevcut çaplarını zaten ortaya koymuşlardır.

Devletin kanunlarıyla kurulmuş bağımsız sendikalara “merdiven altı” deme hadsizliğiyle kanun tanımaz, devlet tanımaz; özgür iradeleriyle üye olan binlerce eğitim çalışanın seçimlerine “kaçak yapı” muamelesi yaparak üslupsuzluğun, kibrin, yasa tanımaz tavrın dibine vuran, kamudaki görevi dolayısıyla devletin verdiği yetkiyi kendi bağlı olduğu, konumunu borçlu olduğu! sendikal iradeye diyet ödemek için kullanan, idaresi altında bulunan eğitim çalışanlarını sendikal aidiyetleri dolayısıyla ayrıştıran, işiyle-aşıyla tehdit eden, ötekileştiren sözüm ona sendika yetkilileri bizleri "üslupsuzlukla" yaftalamaya kalkıyor!

Ey kifayetsiz muhterisler!
Artık kuruluş amacınıza ve üye olarak size bu gücü sağlayan üyelerinizin, eğitim çalışanlarının gerçek sorunlarına mı odaklansanız?

Eğitim çalışanları yıllardır sistematik olarak yok edilen toplumsal itibarını geri istiyor!

Açlık sınırına dayanmış maaşlarının insanca yaşamaya değer bir orana getirilmesini istiyor!

Değer görmek istiyor!

İşverene karşı özlük ve ekonomik anlamda haklarının gür bir sesle savunulmasını istiyor!

Kendisini her anlamda koruyacak, mesleğini ideal şartlarda icra etmesini sağlayacak yasal bir güvenceye kavuşmak istiyor!

Öğretmenler odasını ayrıştıran sözleşmeli, kadrolu, ücretli, PİKTESli, vekil, uzman, başöğretmen vb. uygulamaların sonlandırılıp tek bir kadro altında zaten özel ihtisas mesleği olan işini yapmak istiyor!

Liyakati esas alan, kimsenin lütfuna talip olmadan kariyer süreçlerinin yapılandırılmasını istiyor.

Üye olarak sizlere kattıkları niceliksel gücü kullanarak mesleki niteliklerinin, itibarının artırılması yönünde kullanılmasını istiyor!

Eğitim Gücü Sendikası olarak tüm bu istekleri biliyor ve yerine getirmek için birlik ve beraberlik içinde mücadele etmeye devam ediyoruz, edeceğiz.

Eğitim Gücü Sendikası bir yıl gibi kısa bir sürede sendikal tarihi yeniden yazan kurucuları, yöneticileri, il/ilçe temsilci ve yönetim kurulları ile her biri ayrı bir değer olan üyeleriyle Eğitim ve Bilim ışığında, eğitimden, bilimden ve üyesi eğitimcilerden aldığı güçle inandığı yolda yürümeye devam edecek.

Mesut YILDIRIM
Eğitim Gücü Sen Genel Başkan Yardımcısı