ÖĞRETMENLER ODASI BULUŞMALARI

Geçen cumartesi günü Milli Eğitim Bakanlığı Baş Öğretmen salonunda Türkiye'nin farklı illerinden yaklaşık iki yüz elli öğretmenin katıldığı Öğretmenler Odası Buluşmaları’nın ilki gerçekleştirildi. Bu iki yüz elli kişiden biri de ben olduğum için toplantının canlı bir şahidi ve gözlemcisi olarak toplantı da dikkatimi çeken birkaç noktaya temas edeceğim.
Öncelikle şunu belirtmekte yarar görüyorum, şöyle ki: Bu öğretmen buluşmalarını bir reklam veya fuzuli bir iş olarak görenler olabilir. Ancak hemen belirteyim ki bir öğretmenin doğrudan doğruya bir bakan ile görüşmesi ve problemlerini anlatmasının başka bir yolu da yok. Mesela kendim için söylemek gerekirse bu toplantı olmasaydı ben ne Milli Eğitim Bakanını ne de bakanlığı görme fırsatını belki hiç elde edemeyecektim. Bu toplantı sayesinde doğrudan Milli eğitim bakanını görüp maruzatımı anlatabilme fırsatı yakalamış oldum. Hakeza diğer öğretmenler de her türlü problemini gayet rahat ve etkili bir şekilde anlatabilme fırsatı yakalamış oldular. Şimdi gözlemlediğim noktalara değineceğim:
1)    Yeni bakanımız Sayın Yusuf Tekin'in gayet doğal, sempatik ve sorulan bütün sorulara -ki bu sualler içinde soru sahibini aslında ilgilendirmeyen sorular da bulunduğu halde- geçiştirmeden, kırmadan kimi zaman alttan alarak espriyle karışık cevap vererek tam iki buçuk saat çok zor bir buluşmayı yönetti. Bu noktada sayın bakanımızın hakkını teslim ederek tebrik ediyorum.
2)    Buluşmaya katılan çoğu öğretmenin en büyük talepleri hiç kuşkusuz sözleşmelilerin eş durumu tayin meselesi oldu. Söz hakkı alan öğretmenlerin yarısı bu konuyu dile getirdi. İşin asıl şaşırtıcı yönü bakan bey her defasında tamam bu sorunu çözmeye çalışacağız çalışıyoruz demesine rağmen bu sorunun tekrar tekrar dile getirilmesi oldu. Bakan bey de sözleşmeli öğretmenlik uygulanmasının öğrenci açısından fırsat eşitliğini ve adaleti tesis ederek, eğitim de sürekliliği sağlamak amacıyla kendisi tarafından getirildiğini ve birçok istişareler sonucunda velilerin talebi doğrultusunda hayata geçirildiğini dile getirerek hem öğrencileri hem de öğretmenleri mağdur etmeyecek şekilde çözüme kavuşturacaklarını belirtti.
 3)    Bakan Bey bilgisinin olmadığı konularda da hemen notlar aldırarak konuyu araştıracaklarını ifade etti. Bazı istekler karşısında da istek sahibi öğretmene doğrudan hak vererek problem sahibi öğretmene gerçekten haklısın vb. ifadeler kullanarak sorunu hemen düzeltmeleri için ilgili birim müdürlerine talimat verdi. Ben de hem bir tespiti hem de bir ihtiyacı dile getirmek amacıyla 2012 yılından beri sisteme dahil edilen fakat pek gündeme gelmeyen seçmeli Yaşayan Diller ve Lehçeler dersini sorma fırsatını elde ettim. Seçmeli Yaşayan Diller ve Lehçeler grubunda Arapça, Kürtçe, Abazaca, Lazca, Çerkezce vb. dersler var. Ben de Batman’da Kürtçe dersine girmem dolayısıyla hem de bütün seçmeli Yaşayan Diller ve Lehçeler adına Bakan Bey’e şöyle bir soru yönelttim: Adı geçen derslerin program geliştirme süreci ve ihtiyaç analizi yapılıyor mu, yapılıyorsa girdi-çıktı aşamasında somut bir veri var mı? İkinci olarak bu ders materyallerinin sadece kitaptan ibaret olduğunu, eba ve e- içeriklerinin de olmasının bu derslerin daha da verimli geçmesini sağlayacağını ifade ettim. Bakan bey de bu konu hakkında elinde hiç veri bulunmadığını belirterek konuyu incelemek üzere notlarına ekledi.
Sonuç olarak belirtmek gerekirse öğretmenler odası buluşmalarının olması olmamasından daha iyidir ve toplantı dışarıdan göründüğü gibi formalite bir toplantı değildir. Çünkü ben bizzat toplantıya katılarak bu toplantının resmi olmasa da gayet verimli ve öğretmenler açısından büyük bir kazanım olduğunu görmüş oldum. Öğretmen arkadaşlarıma tavsiyem bu toplantılara katılmalarıdır.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar